Ku'an Bülbülü Muhammed Sıddık Minşevi'nin Hayatı

“Büyüklerin tarih-i hayatları okunurken, ulvî menkıbeler söylenip aziz hâtıraları anılırken, insan bambaşka bir âleme girdiğini hissediyor. Gönlünü, ter temiz sevgi hislerinin ulvî ateşi yakıyor ve İlâhî feyzi sarıyor. Tarih öyle büyük hafız ve kâri’ler kaydeder ki, birçok büyük hafız ve kâri’ler onlara nisbetle küçük kalır.”

Aziz ve muhterem okuyucularımıza en derin bir ihlâs ve samimiyetimizle takdim ettiğimiz bu mübarek tarihçe; hemen yarım asra yaklaşan bereketli ömrünün her ânı Kur’ân-ı azimüşşâ’nın berdevam kıraat ve tilâvetiyle geçen “Hüzün memleketinin sultanı, Andelib-i Kur’an” olan Muhammed Sıddîk El-Minşâvî hakkındadır.(Rahmetullâhi Aleyhi rahmeten vâsia)





Evet, aziz ve muhterem okuyucularımız! Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşâvî’nin kıraattaki büyüklüğü; nev’inde ve şeklinde ve mekânında teferrüd eylemiş yekta ve müstesna bir şahsiyetten başka bir şey değildir.

Şeyh Fethi El-Melîci’nin dediği gibi; “Muhammed Sıddîk, kâri ibn-i kâri’dir. Yâni,meşhur ve büyük bir kâri’nin oğludur. Nur’dan doğmuş bir Nur’dur. Ve öyle bir yıldızdır ki, kendisinden daha büyük bir yıldızdan gelmiştir.” Fetânet ve zekâvetiyle iştihar etmiş müstesna bir İlâhi mevhibe ve lütuftur.



Okuyuşundaki huşû ve ihlâs, yüzündeki nur ve lisanındaki tatlılık, okumaya başladığından ta bitirinceye dek, her daim vech-i mübarekinde görülen yekta bir kâri’dir. Böyle bir kâri’ daha dünyaya gelmemiştir.(Asr-ı saadet müstesna) 

O, Yusuf Aleyhisselam’ın hüznünü sinesinde saklıyan, hüzün memleketinin “ Sıddik” sultanıdır.

Evet Muhammed Sıddîk, bu yönüyle Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam’ın en fazla övgüsüne mazhar olmuş Kur’an’ın hüzün medresesidir.. Zira Hadiste vardır ki: “ Bu Kur’an hüzünle inmiştir. Her kim Kur’an okursa hüzünlensin.” Başka bir hadis-i şerifte de mânen buyuruluyor ki, “ Sizin en güzel Kur’an okuyanınız, bu Kur’anı hüzün ile okuyandır.” Hem yine bir gün Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselam’dan sordular: “Yâ Resulallâh! En güzel Kur’an okuyan kimdir? Cevaben buyurmuş ki(a.s.m): “ Kim ki Kurân okuduğunda huşu içinde okuyor ise, odur en güzel okuyan.”



Asr-ı Saadet’te İbn-i Mes’ud Radiyallahu Anhu bir gün, Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm’a Nisâ suresinden bir âyet okudukları vakit, nasıl ki O şefkatli Resul, hüzünlenip gözlerinden yaşlar akmaya başlamış. Aynen öyle de ;bu asırda da, Muhammed Sıddîk Minşâvi dahi, İbn-i Mes’ud gibi öyle büyük bir nimete nail olmuş ve binlerce dinliyenini göz yaşlarına boğmuş ve adeta asr-ı saadetten kesit ve tablolar sunmuştur ve sunmaktadır biiznillâh...



Demek oluyor ki, Kur’anı en güzel okumanın yolu huşu ve hüzünle okumaktan geçiyor.Ve bu övgüye bütün meşhur kâriler içinde,Şeyh Muhammed Sıddîk El-Minşâvî’den daha ziyade mazhar olan başka kâri’ yoktur kanaatindeyiz.

Bu konuda çok ehl-i kalb ve ulema-i Kur’an müttefiktirler. Her kim bizim bu kanaatimizde şüphe ederse, Şeyh’in okuduğu herhangi bir sureyi safvet-i kalb ve huşû içinde dinlesin. İnşaallah şüphesi zayi olacak ve bu muhteşem Kur’an bülbülüne hayran kalacaktır inşaallah.



Minşevi Ailesi-Beyt’ül Kur’an(Kur’an Evi)



Minşâvî ailesi, Mısır’ın güney bölgesinde “Beyt’ül Kur’ân” yâni, Kur’an evi diye tarif edilen bir ailedir. Kur’ân-ı Hakîm’in hıfz ve ilimlerini ta’lim etmek üzere gayet ağır bir yükü omuzlarında taşımaya çalışan..ve Mısır’ın her tarafına zühd ve takvada nâm salan ender bir Kur’ân ailesidir.

Evet nasılki, mübarek ve gayet yüksek bir ağaç her tarafa kök,dal ve budaklar salsa,elbetteki ekser insanlar ondan istifade ederler.

Aynen öyle de, Minşâvî ailesi dahi, böyle mübarek ve yüksek bir ağaca benzer. Kökleri tevazu toprağı altında intişar etmiş. Gövdesi ise,Kur’an’ın hıfz ve hüsn-ü tilâveti cihetiyle dal ve budaklar salarak etraf-ı âleme Kur’ân-ı azimüşşânın hakkaniyet ve güzelliklerini neşretmiştir. Şöyle ki:

Bundan iki asır evvel, Şeyh Sabit Minşâvi’nin şöhreti Mısır’ın temiz ve pak toprakları üzerinde her tarafa yayılmıştı. O Mısır’ın en ünlü kârilerinden biriydi.Cenab-ı Hakk ona tatlı bir ses ve okuduğunda insanı etkileyen bir kıraat bahşetmişti. Ondandır ki, Şeyh Sabit bütün İslami ve dini merasim ve toplantılarına davet edilmiş, müessir ve etkileyici tilavetiyle insanların gönlünü adeta fetheylemişti. İşte o zamandan beri Minşâvi ailesi, Kur’anın hıfz, tecvid ve hüsn-ü tilavetini nesilden nesile tevarüs ederek günümüze kadar inayet-i ilâhiyye ile nakletmiştir.

Şeyh Sabit, oğlu Seyyid’in Kur’an eğitimini tamamen üstlenmiş ve ona tecvid ve tertilin ahkâmını öğretmiştir.Seyyid öyle bir dereceye gelmiş ki, babası Sabit’in şöhretini elinden alarak Mısır topraklarında kıraatıyla meşhur olmuştur.

Amma Şeyh Seyyid’in oğlu Sıddik ise, Kur’an hıfzını babasının nezareti altında tamamlayıp,babası ve dedesi gibi henüz 9 yaşında iken Kur’anı hıfzeylemiş ve kıratta adeta Mısır’da bir ekol haline gelmiştir. Şeyh Sıddik daha sonra Kahire’ye intikal ederek kıraat ilimlerini zamanın en meşhur alimlerinden biri olan Şeyh Mes’udî’nin yanında tedris eylemiştir.Kardeşi Ahmet Seyyid ise,doğduğu yerde kalarak Kur’an okumuş ve ilimlerini de ders vermiştir.

Amma asrımızın medâr-ı iftiharı olan Bedîülkurrâ Muhammed Sıddik Minşâvi ise, bu mübarek Kur’an ağacının en âlî ve en güzel ve en tatlı meyvesidir. Hamele-i Kur’an eşrafından olup Rabbâni bir veliyyullah olan Muhammed Sıddik Minşâvi, tilavetinde Kur’ân’ın en ince ve en nefis manâlarını izhar ederek tefsir eden, muasır islam medeniyetinin en büyük kârisi olarak addedilmektedir.



Babası:



Babası Sıddik Seyyid Minşâvi.. Dünya ve içindeki her şeyi manen terk etmiş, zühd ve takvada yekta..Hem ulum-u Kur’aniyye ve tilavette emsalsiz bir kâri’.. Şöhret ve riyadan şiddetle uzaklaşan, Kur’an hadimi bir zât-ı mübarektir.1898 yılında dünyaya gelmiştir. Şeyh Sıddik Seyyid’in 4 erkek evladı dünyaya gelmiştir.En büyükleri Muhammed Sıddik Minşâvi’dir. Diğerleri Mahmud, Ahmed ve Hamid’dir. Mahmud Sıddik Minşâvi günümüzde Mısır’ın meşhur kârilerinden biridir.Ahmed henüz küçük yaşta 1939 yılında vefat etmiştir.Hamid ise,halen El-Ezher Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak devam etmektedir.



Şeyh Sıddik Seyyid, sabah namazından sonra 4 oğlunu okutur, Kur’anın hıfzına dair çalışma ve gayretlerini tedkik ederek eksiklerini ta’lim ederdi. Böylelikle Şeyh Sıddik bütün oğullarına Kur’anı hıfzettirmiş ve ahkamını onlara öğretmede bilfiil öncülük etmiştir.Sıddik Seyyid Minşevi, maal-esef oğlu Muhammed Sıddik’ın muhteşem şöhretinden dolayı değeri pek anlaşılmamış ve üzerinde durulmamıştır. 

Sıddik Seyyid Minşâvi, 1958 yılında Mescid-i Haram’da imamlık yapma şerefine eren ve suud’lu olmayan dünya’da ilk ve son kişi ünvanına sahiptir. Muhammed Rif’at bu hususta kendisini çok takdir ederdi. M. Rifat gibi Kur’an için para almamıştır.Bir gün bir evde okuyuştan sonra ev sahibi cebine para koymuş.Eve gelince haberi olmuş.Ve gidip o cüz'i parayı sahibine geri vermiştir. Mısır ve Arab devletlerinde İhlas, ibadet ve takvada zamanının feridi, teki idi.Allah şefaatına nail eylesin.



Amcası: 



Amcası Ahmed Seyyid.. Kral Faruk’un sarayında kâri’ olmayı reddeden müttaki ve kerim bir zattır. Şöyle ki: Kral bir gün, amcasına vezirlerinden birini gönderir ve saray kârisi olmaya davet eder.Ahmed Seyyid ise,aslında reddetmez .Lakin bir şart öne sürer.O da şudur:Kurân’ın okunduğu vakitlerde, Kral’dan bütün kahvehânelerdeki tavla ve içkiyi yasaklamasını ister.Zira Kur’an ,haşmet ve celal sahibi bir zatın kelamı olduğundan,bu gibi süfli işlerle iştiğal etmeğe elbetteki cevaz yoktur der. Kral da: Bu zor bir iştir.Her kahveye bir polis mi dikeyim diye cevap verir.Ahmed Seyyid ise, o halde benim dahi bu şekildeki teklifi kabul etmem mümkin değildir der.Kral da, anlayışla karşılıyarak takdir eder.


Doğumu ve Çocukluğu



Kur’ân-ı Âzimüşşân’ın yedi vech-i i’cazından olan lafzındaki fesâhat ve selâseti,tamamen bir mevhibe-i İlâhi olarak kıraat ve tilavetinde temessül edip yansıtan ve son asrın ender kâri’ ve hafızlarından olan ve tilavette “Nâbiğa-i zaman” ( Zamanın eşsizi) diye isimlendirilen Üstad Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşâvî, Mısır’ın başkenti Kahire’ye uzaklığı 500 km olan “Suhac “ merkezine bağlı “ El-Munşee” kasabasında 20 Ocak 1920 senesi mübarek Cuma gecesinde dünyaya teşrif etmiştir.

Şeyh Muhammed Sıddik Minşâvi’nin üç kardeşi vardır.Bunlar: Ahmed Sıddîk, Mahmud Sıddîk ve Hâmid Sıddîk’tır.Kardeşi Ahmet Sıddik, 1939 yılında vefat etmiştir.

Başta dedeleri ve babaları olmak üzere, bu mübarek ailenin tüm efradı kırâat-ı Kur’ân ve güzel sesle meşhur olarak etrafa ün salmışlardır.

Lakin içlerinden Muhammed Sıddik, gerek tatlı ve güzel sesi ve gerekse muhteşem ve hüzün dolu okuyuşu ile hepsinden daha ziyade yükselerek, imtiyaz etmiş ve kendisine münhasır, lakin hiçbir kâri’nin yetişemediği bir dereceye erişmekle, müstesna bir kıraat metodu takip ederek hakkıyla “BEDİÜLKURR” (Asrın emsalsiz okuyucusu) ünvanına bahş kılınmıştır.

Şeyh Muhammed Sıddik, Kur’an ta’limine 4 yaşında iken babasının yanında başlar. Ve hıfzının önemli bir bölümünü babası Sıddik Seyyid’in yanında yapar.Lakin babasının işleri çok yoğun olması sebebiyle, diğer kalan kısmını Şeyh’i Ebu Müslim’in (Muhammed Nemkî) yanında ikmal eder..

Ebu Müslim küçük Muhammed’in Kur’an hıfzındaki çabukluk ve ateşpâre-i zekası ve sesindeki tatlılığı karşısında taaccüb ile hayran kalmış ve ileride haiz olacağı pek yüksek dereceyi daha o zamandan sezerek, ehemmiyetle üzerinde durmuş,daima onu cesaretlendirmiş ve gittiği her meclis ve topluluğa götürerek tilavetini tüm Mısır’a göstererek yavaş yavaş onu parlak istikbale doğru hazırlamaya başlamıştır.
Küçük Muhammed, kendise Cenab-ı Hakk tarafından mahza bir mevhibe olarak verilen ifrat derecedeki zekası ,karîhay-ı fikir ve kuvve-i hafızası vasıtasıyla 1928’de henüz 8 yaşına baliğ olmadan, Kur’ân hıfzını tamamlar. Ve daha çok küçük yaşta büyük alimlere verilen “şeyh” lakabını alarak kıraatta Nâbiğa-i zaman olduğunu fiilen ispat eder.

Muhammed Sıddik,Mısır’daki şöhretinin işareti olan ilk kıraatını Ahmim merkezine bağlı olan “Ebâr el-Melik” köyünde okur. Daha sonraki yıllarda da tilaveti, doğum yeri olan “Munşee” kasabasına yayılır.

Küçük Muhammed, 1932’ de yani, 12 yaşında babası ve amcası Ahmed Seyyid ile birlikte başkent Kahire’ye giderek islâmi ve Kur’ani ilimleri Şeyh Muhammed Saudi İbrahim ve Muhammed Ebul- Ulâ’nın yanında tedris eyler. Sadece Kıraat ilimleriyle yetinmeyip, diğer ulum-u imaniye ve Kur’aniyeyi de ders almak suretiyle, zamanın mühim alimlerinden biri olur. 1935 yılında 15 yaşına gelince babası, şeyhi ve amcasından ayrılarak, müstakil olarak okumaya başlar…


Şeyhleri:



1-) Birinci ve en büyük şeyhi ve muallimi babası, Sıddik bin Seyyid bin Sabit el-Minşâvi. İlk Kur’an hıfzını başlatmış ve Kur’an-ı sevmesinde öncülük etmiştir.

2-) Şeyh Muhammed Nemkî ( Ebu Müslim). Kur’an hıfzını tamamlayan ve kendisindeki eşsiz kıraat cevherini sezip babasına haber veren ilk kişi.

3-) Amcası Ahmed Seyyid. 12 yaşından sonra onu beraberinde Kahire’ye götürüp Kur’an ilimlerini öğrenmede vesilelik yapmıştır.

4-) Şeyh Muhammed Ebul- Ulâ.. Muhammed Sıddik’a kıraat-ı aşereyi ilk öğreten zattır.

5-) Babasından sonra en mühim ve kendisinin de en ziyade muhabbet ettiği şeyh’i Muhammed Saudi İbrahim.. Kıraat ilimlerini ve diğer imani ilimleri öğrenmesine vesilelik yapmış meşhur bir kıraat âlimidir.


Kıraatı:



Mısır'ın ve dünyanın en önemli ve eşsiz hâfızlarından olan Muhammed Sıddîk Minşâvî, son derece dolgun ve güçlü bir sese sâhipti. Okurken perdelere hâkimiyeti, sesin de güçlülüğü ile daha da etkili bir hâle geliyordu. Mustafa İsmâil'de olduğu gibi Minşâvî'nin de icrâ ettiği nağmeler âyetteki mânâya uygun oluyordu. "el-Fecr" sûresi'nin 23-24'üncü âyetlerinde, "O gün cehennem getirilir, insan yaptıklarını birer birer hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası var! (İşte o zaman insan) 'Keşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderebilseydim!' der." âyetinde "keşke" kelimesindeki pişmanlık ve çaresizlik ifâdesini öyle bir terennüm ediyordu ki, o sahneyi yaşıyor ve yaşatıyordu.Hem Yusuf suresini ondan dinleyip manayı da anlıyorsa, kendisini adeta Yusuf Aleyhisselam’ın yaşadığı devirde hisseder. Kur'ân tilâvetine pest seslerden ve ağır ağır başlardı. Bu da uzun müddet okuyacağı durumlarda daha tizlere çıkmasını ve daha fazla makam seyrinde bulunmasını sağlıyordu. Gâyet sâkin başladığı tilâvetin ortalarına doğru iyice coşmaya ve coşturmaya, dinleyenleri galeyâna getirmeye başlıyordu. İnfitâr Sûresi'ne başlarken sâkin başlayıp, sonuna doğru coşmasıyla da -ki âyetin bu kısmında kıyâmet günü anlatılır- âdetâ kıyâmeti koparırcasına o günün dehşetini, acıklı hâlini nağmeleriyle anlatıyordu. Minşâvî'nin tilâvete pest seslerden başlayıp yavaş yavaş tizlere çıkması ve coşması, iyi takip edildiği zaman son derece önemli bir öğreticiliğe sâhiptir. Kur'an tilâvetinde asıl olan da bu şekilde okumaya pest selerden başlayıp, mânâya uygun nağmeler yapmaktır. Şeyh Minşâvi, makamlı kıraatlarında genellikle ülkemizde öğretilen Asım kıraatı yerine, Arab ülkelerinde daha meşhur ve merğub olan “Verş an-Nâfi” kıratı ile “Kisâi” kıraatlarını daha çok tercih etmiştir.Keza Şeyh, bazı kıraatlarında meşhur ve hak olan yedi kıraatı dahi birden tatbik etmiştir. Bununla beraber Muhammed Sıddik Minşâvi’yi diğer kârilerden ayıran özelliklerinden biri de, Şeyh’in tilavet esnasında hata yaptığının görülmemiş olmasıdır.Diğer kâriler hakkında böyle bir hususiyetin görülmüş olması maalesef mevzu bahis değildir. İşte onun bu hususiyeti yâni hatasız okuması,kendisinin mahzâ bir mevhibe-i İlâhi olduğunun en zâhir bir delili olsa gerektir. Şeyh Muhammed Sıddîk, okumaya başlarken “beyati” makamıyla başlar ve daha sonra da “rast” makamıyla devam ederdi.Genellikle meşhur hüzün makamı olan”saba” makamında okur, kalblerde derin izler bırakırdı. O, Mısır ve diğer İslam ülkelerinde okuduğu vakit, binlerce kişinin arzu ve çoşkuyla dinleyip ağladığı hüzün sultanıdır. Okuyuşunda adeta Kur’anın hüznî manalarını Allâh’ın inayeti ile konuşturur, dinleyenleri hüzün ve taraba(sevinç) boğardı.Çok kişi sadece dinlemek vasıtasıyla Kur’an-ı azimüşşanın manalarını muhlisâne ondan ders aldıklarını beyan ediyorlar.

Şeyh, hayatında gayet mütevazi ve sade görünümlü bir insandı.Gösteriş,şöhret ve riyadan hayatı boyunca şiddetle ictinab etmiş, “Ben ecir ve mükafatımı yalnızca Allah’tan bekliyorum” olan Peygamber düsturunu kendine rehber edinmiş ve halktan kat’iyyen bir karşılık beklememiştir. Lakin kendisi her ne kadar tevazu toprağı altında kendisini gizlemeye çalıştıysa da, şöhret olmaktan kendini kurtaramamıştır.Adeta tevazu toprağı altında bir Muhammed Sıddîk iken, Allâh’ın lütfu ile milyonlar Muhammed Sıddîk inbat etmiş ve dünyanın her yerinde mübarek ismi ve baldan daha tatlı olan sesi ve hüzün dolu okuyuşuyla meşhur olmuştur. Bârekallah… Şeyh Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşâvî, kendisine has ve emsalsiz olan kıraat şekliyle kendisinden sonra gelecek olan hafız ve kâri’lere bir model teşkil ederek, milyonlar kişiyi Kur’an-ı Hakim’e hayran bırakmıştır.Mısırda Kur’an okumada tertil ekolünü başlatan ilk öncülerdendir. Şeyh muhammed sıddîk seyyid el-minşâvî’yi diğer meşhur hafız ve kârilerden temyiz ve ayırteden en büyük özelliği; hiç şüphesiz ki,okurken makamı hüzne çevirmesi değil, kendisine bir lütfu ilâhi olarak verilen sesinin fıtraten hazin ve müessir olmasıdır.bu yüzdendendir ki, çok ehl-i kalb bu zatı dinlemiştir ve dinlemeye devam etmektedir biiznillâh…

Coşkulu hallerinde bile hüzün vardır Şeyhin. Ama hüzün de coşku da en bariz bir şekilde adeta onda cisimleşmiş ve ona en büyük bir simge ve nişan olmuştur. Ondandır ki, hüzünlü tilaveti çok kişinin kalbini adeta fetheylemiş ve daha onu görmeden aşık olmuşlardır.Bu vesileyle Kur’an-ı Azim’i dinlemeye iştiyak göstererek hayatları boyunca bu İlâhi hüzne kulak vermişler ve inşaallah kıyamete kadar vereceklerdir.Coşkulu kıratlarda elbette ki mahirler çoktur.Ama Muhammed Sıddik ise,huşû ve hüzünde bütün kârilerden evveldir ve üstadıdır diye tüm dünyada müşterek bir kanaat haline gelmiştir.


Ehl-i İlmin sena ve Övgüleri:

Muhammed sıddik minşevi hayatında olduğu gibi memâtında da bir çok ehl-i ilim ve kurrâ ehli tarafından pek çok övgüye mazhar olmuştur.bizler dahi bu senâ ve medhiyelerin en mühimlerini aşağıya dercediyoruz:



--- Muasırlarından ve meşhur kârilerden olan Muhammed Rıf’at, Şeyh Muhammed için şöyle demiştir: “Şüphesiz ki Muhammed Sıddik Minşâvi ,eşi ve misli daha dünyaya gelmeyen bir karidir.



----Mısır’da ilmi ile iştihar eden ve bir âlim-i rabbani olarak nitelendirilen Şeyh Muhyiddin-i Ta’mi de Minşavi için; “O velayet ve suleha ehlinden olup, Kur’ân-ı Kerim’i “Hur-u îyn “ sesi gibi tilavet eden ve insanı tesir altında bırakan ender bir kâri’dir.” demiştir.



---Yine Mısırda meşhur alim ve kârilerden ve kendisini yakinen tanıyanlardan biri olan Şeyh Fethi el-Melici der ki: “Şeyh Muhammed Sıddik Minşâvi’nin kırattaki kımmet ve büyüklüğü, nev-i şahsına münhasır olan yekta bir kâriüzzamandır.



---Hem meşhur kârilerden şeyh Ömer Adbul Kâfi dahi der ki:

“Şeyh Muhammed Sıddik Minşâvi ; Mürettillerin (Kur’anı tertil üzere okuyanlar) fesleğen kokulu çiçeği..mücevvidlerin kandil ve misbahı.. okuyucuların şeyhi..Asrımızda semadan inen en azim ve en gür sesin sahibi.... huşunun madeni..tevazunun şâhı.. medrese-i ahlak..zühdün bahr ve okyanusu..ve Kur’anı usulüne ve tecvid kaidelerine göre en güzel okuyanı ve sesi en güzel ve en tatlı olan kâridir.Kendisinden önce ve sonra gelen kâriler maalesef ona misil olamamışlardır.”

Keza şunu dahi belirtmeliyim ki, dünyadaki analar, daha böyle bir kâri’yi doğurmaktan akîm kalmışlardır.

Keza Şeyh Muhammed Sıddik Minşâvi, sesi en tatlı ve en çok huşu dolu olanıdır.Ve hakikaten öyle bir kâridir ki, okuduğu zaman kalbinin huşû’dan dolayı titrediğini fark edersiniz.

----Hem yine bazıları demişler ki, Muhammed Sıddik Minşâvi, zamanının vahîdi ve asrının yekta kârisidir. Analar böyle bir kâri’yi şimdiye doğurmuş değillerdir..Hem nasıl ki, tüm insanların nezdinde Fıkıhta en azim imam ve ona hakkıyla ehil olan İmam-ı A’zamdır.Öyle de,Kıratta dahi en azim imam ve ona hakkıyla ehil olan kâri, Muhammed Sıddik el- Minşâvidir.

-----Hem yine Şeyh Ebu İshak el- Huveyni demiştir ki; Kur’anı kaidelerine göre ve tatlı bir sesle Muhammed Sıddik Minşâvi’den daha güzel okuyan bir okuyucu yoktur.

----Hem yine Muhammed Sa’dani demiştir ki: Muhammed Sıddik Minşâvi, huşu’ ve hüznün rahminden doğmuş; tazarru ve sekinetin dahi kucağında büyümüş ve tartışmasız duygu ve hisler cumhuriyetinin reisi olmuş ender bir kâridir.O dur ki,tevazu ve huzû ile kalblerin kapısını çalar. Tâ ki, şimşek süratiyle içeri girip kalblere ilahi hüzün ve huşû’u neşretsin. Evet Libya Kralı Sunusi’nin şeyh’in huşû ve hüzün dolu kıraatini dinleyip böyle bir tesir altında kalıp ağlaması meselemize bir şahid-i sâdıktır.

---Hem yine Abdülkerim Salih Mukrin, şeyh Minşâvi için demiş ki: MUHAMMED SIDDİK öyle bir kâridir ki, okuyuşuyla insanı süfli maddiyat aleminden ulvî maneviyat alemine götüren eşsiz bir kâridir.

İnsan Şeyh Muhammed’in “Lev Enzelnâ” yı okuyuşunu dinlediği vakit,Resulullah Aleyhissalatü Vesselamın şu kavl-i şerifi aklına geliyor: “En güzel Kur’an okuyanınız bu Kur’anı huşu ve hüzünle okuyandır.” Biz dahi şeyh Minşavi’nin bu hadisin en büyük senâsına mazhar olduğu itikadındayız.İnşaallah öyledir..demiştir.

----Hem Suud’lu meşhur kârilerden Ahmed el-Acmi’den sormuşlar. --Size göre Kur’anı en güzel okuyan kimdir? Cevaben demiştir ki, “ Muhammed Sıddik Minşâvi’dir.

---Hem yine Allâme-i Şeyh Abdülaziz ibn-i Bâz demiştir ki: “Muhammed Sıddik Minşâvi’nin sesi insana bıkkınlık ve usanç vermeyen bir sestir.”

----Hem demişler ki, “ Muhammed Sıddık, ibdâ âleminden bir okyanustur.Onunla ilgili ne kadar bahsedersen, yine de daha fazlasını bulursun.”

---Hem yine demişler ki,Muhammed Sıddik özetle; Okuduğunda insanı Arş-ı Rahmâna götüren bir kâridir.


Meşhur Lakabları: 



1-) Hüzün Memleketinin Sultanı

2-) Emîrelkurrâ (Okuyucuların seyyidi,efendisi)

3-)Asrın okuyucusu

4-)BEDİÜLKURRÂ ( Asrın emsalsiz,harika okuyucusu)

5-)Hançerey-i Bâkiye ( Ağlayan gırtlak)

6-) Muasır İslam medeniyetinin en büyük kârisi

7-) Huşû piramidinin en uç noktası

8-) Tilaveti şimşek gibi kalbe tesir eden kâri’

9-) Kâri-i müfessir

10-) Şeyh’ül kurrâ

11-)Emin el-kurrâ

12-)Habibelkulub

13-) Emîrel-kulub (Kalblerin efendisi)

14-)Andelib-i Kurân 



Hülesa-i Kelam:



Cenâb-ı Mevlâ’ya hadsiz hamd-ü senâlar ediyoruz ki, bizleri böyle Kur’an bülbülü ile tanıştırmış ve ezeli ve ebedi olarak kâinatın aktârında her daim okunan Kur’an-ı Azimüşşanı sevmeye müyesser kılmıştır.



Hülâsa: Bizler,tüm İslam âleminde BEDİÜLKURRÂ diye iştihar eden Muhammed Sıddik el-Minşâvi’ye Halik-ı Zül-celal’den ecr-i cezîl ve rahmet-i vâsia temenni eder, Fahr-ı âlem ve Resul-i Ekrem Muhammed-i Arabi Aleyhissalatü Vesselama Efendimize, sonsuz Salât-u Selam ederek bu mübarek tarihçeyi hitama erdiriyoruz.



(Haşiye)- Mevlây-ı Teâlâ’nın inayeti ile hazırlamış olduğumuz bu mübarek tarihçe, tüm İslam aleminde kabul görmüş bilgilerden müteşekkildir. Yoksa hazırlayanın şahsi kanaatinden değildir.Tamamen Mısır, Fars ve Arab kaynakları ve internet sitelerinden elde edilen ma’lumât ve bilgilerin Türkçe’ye tercüme edilmesi ve Bediülkurrâ diye meşhur olan Muhammed Sıddik Minşâvi hakkında Arab televizyonları ve radyolarında yayınlanan belgesel ve benzeri proğramların itinalı bir şekilde derlemesinden hazırlanmıştır.


Hazırlayan İhsan sıddık okyay abimize şükranlar...